Milas Ören Pazarı’nda Zorlu Yaşam Mücadelesi: Yağ Satışından Emekliye Kadar Öne Çıkan Kelime: Yağ Satışı
Milas’ın Ören Mahallesi’nde Cumartesi Pazarı’nda satıcılar ve alıcılar, ekonomik sıkıntıyı o gece delemiyordu, herkes elden eline geçim mücadelesi anlatıyor. Bir üretici, “Eskiden zeytinyağı sata sata kollarım, zeytin toplaya toplaya ellerim mahvolurdu. Şimdi hiç… Getiriyorum, götürüyorum. Bir kilo, iki kilo yağ satıyorum. Hiçbir şey eskisi gibi değil” dedi, satışı da üstelik düşüyor. Ne de kim, her gün aynı fiyatla satıyor ama alıcı bulamıyor. Emekli bir vatandaş, 27 bin lira maaş alıyor, “Ekonomi düzgün değil. Her şey ağır sanayiye yatırılıyor. Halk gariban, zor geçiniyor. Ben emekliyim, 27 bin lira maaş alıyorum. Normalde yetmez ama ben yurt dışından da emekliyim” diye sesleniyor. Ama yine de pazarın kalabalığı arasında, satıcılar gibi yorgun bir yüzle geçinmekte zorlanıyor. Almanya’dan gelen bir yurttaş, “Orada yiyecek herkesin alacağı fiyatlarda. Bir aileyi doyurmak için burada çok para lazım. Ayakkabıya, elbiseye girmiyorum. Yalnız yiyecekten burada istifa eder millet, karnını doyurmak isterse. Yazık, üzülüyorum” hatlarıyla gitti, tek tek fiyatları kıyaslıyor. İncir satan bir esnaf, “İncir fiyatları iyi. İncir 150 lira ama millette para yok. Kırsal kesimde yaşayan insanlar alamıyor. Adamın alım gücü yok. Incir pahalı mı 150 lira? Yetmiyor, emekli maaşıyla nasıl geçinecek insan? 30 kilo inciri toplamak için birisi 2-3 bin lira para ister. Topluyorsun, pazara getiriyorsun, maliyeti bu işte” diye anlattı. Çiftçinin ürettiği hiçbir şey değerinden satılmıyor, insanlar geçinemiyor, çok zor durumda. Bir Kıbrıslı ziraat mühendisi, “Gübre 1500- 2 bin lira. Hayvan bakıyoruz, yemleri 800-900 lira. İşin içinden çıkılmıyor. Müşteriye ‘Şu fiyat’ dediğinde alamıyor bütçesi olmadığı için. Çiftçiye gübre, yem veya mazot desteği odlsa daha iyi olur. Biz de rahatlasak daha uyguna veririz” diyerek, yaşamdaki farkı çizdi. “Kıbrıs’ta meyve ve sebze pahalı ama yaşam kalitesi farklı. Hafta sonu herkes bir yerlere gidebiliyor, kahvaltıya veya kafeye rahatça oturabiliyor. Burada ise biraz zor. Milas’tan geliyorlar, yiyeceklerini evden getirmek zorunda kalıyor. Buradaki her şeye parası yetmiyor. Alıcı için de zor, satıcı için de zor. Normalde alıcı yok” diye ekledi. Pazar esnafı, “Eskiden daha iyiydik, şimdi daha kötüyüz. Eskiden zeytinyağı sata sata kollarım, zeytin toplaya toplaya ellerim mahvolurdu. Şimdi hiç… Getiriyorum, götürüyorum. Bir kilo, iki kilo yağ satıyorum; onu da satamıyorum. Hiçbir şey eskisi gibi değil” diye tekrar etti. Evde meyve ve sebzeleri işleyerek reçel, sirke ve turşu yapan bir üretici, “Geçinemediğim için bu işleri yapıyorum, evde üretim yapıyorum” diyerek katma değer yaratmaya çalışıyor. Bakalım bundan sonra pazarın geçim mücadelesi ne kadar sürer?
Kaynak: Orijinal Haber

