Enflasyon Sırtında Türkiye: Cari Açığın Bedeli Nedir?
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Ankara’da geçirdiği bir basın toplantısında, “Enflasyonu düşürmeye çalışırken Türkiye’nin üretim gücü ve dış dengesi hangi bedeli ödüyor?” diye sordu. İstanbul’dan seslenerek, “Türkiye üretirken pahalı, ithal ederken ucuz” diyerek, ekonomide alarm veren tabloyu sosyal medya hesabından paylaştı.
Sözleriyle, “Türkiye bilinçli bir şekilde üretimden çıkarılıyor. Bunun sadece ekonomiye değil ülkeye de bedeli çok ağır olur” diye vurgulayan Karabat, yüksek faiz ve sıkı kredi politikalarının ardından bile cari açığın 4,2 milyar dolar, yıllıklandırılmış ise 38,9 milyar dolara çıktığını belirtti. TCMB’nin politika faizi %37, para piyasası faizleri ise %40’a yakın bir seviyede, kredi büyümesinin %25’e gerilediğini söyledi. Bir yandan TL reel olarak değerlendi, diğerde ise 2026’nın ilk 6 ayında ihracat 136,1 milyar, ithalat 189,2 milyar dolara yükseldi; ihracat %3,6, ithalat ise %4,6 arttı.
“Sanayi üretimi Haziran’da yıllık %1,4 geriledi.” diyerek devam eden Karabat, “Kredi büyümesi yavaşlıyor, iç talebin dezenflasyonist seviyeye geldiğini TCMB söylüyor. Ekonomiyi bu kadar soğuttuğunuz bir dönemde dış dengede daha güçlü bir iyileşme beklenirdi” dedi. Kur artışının uzun süre enflasyonun altında kalması TL’nin reel olarak değerlenmesine yol açıyor; döviz baskılanırken sanayicinin artan maliyetleri baskılanmıyor. “Katma değerli üretim yapılmıyor” sözünü, “Plansız ekonomi politikalarının sonucu olarak ithal mallar yerli üretime göre görece ucuzlarken, Türkiye’nin üretim maliyetleri döviz bazında yükseliyor” diye açıklayarak, hizmet ticaretindeki benzer sorunları da işaret etti.
Bütün bu tablo, üretim ve ihracat kapasitesi güçlenmezse dış şoklara karşı kırılganlığın artacağını gösteriyor. Yüksek faiz ve reel değerlenen TL, yabancı yatırımcı için carry‑trade’i cazip kılıyor; portföy girişleri ve yurt dışından sağlanan krediler döviz ihtiyacının finansmanında önemli rol oynuyor. “Türkiye’nin ihtiyacı sıcak parayla dış açığı finanse etmek değil; üretim, ihracat ve verimlilik yoluyla döviz kazanma kapasitesini artırmak” diyerek, “AKP bu düzeni ayakta tutmak için dış finansman desteğine bağımlı” olduğunu vurguladı. Bakalım bundan sonra hangi adımlar atılacak?
Kaynak: Orijinal Haber

